|
Nasıl Aranır? |
İçindekiler |
Sonraki sayfa |
Önceki sayfa |
Sonraki İsabet |
Önceki İsabet |
Ara |
Ana Sayfa |
Laktik asit, tabiî kaynaklardan elde edildiği gibi, bazı organik usullerle de elde edilebilir. Sentetik olarak, karbon monoksid ile asetaldehidin basınç altında reaksiyonundan elde edildiği gibi siyanür asidin asetaldehite etki etmesiyle de elde edilir. Sentetik laktik asit pahalı olduğu için genellikle tabiî kaynaklardan elde edilir. Bu kaynaklar karbonhidratlardır. Melas, nişasta ve kesilmiş sütte bulunan şekerler sıcak alkali mevcudiyetinde laktik aside dönüştürülür. Alkali, kalsiyum karbonat olup, ortamı nötralize etmekte kullanılır. Çünkü, asidik ortamda fermentasyonu devam ettiren bakteriler ölürler. Elde edilen ürün, kalsiyum laktat hâlindedir. Bu, sülfat asidi ile muamele edilirse, kalsiyum sülfat tuzu hâlinde çökerken serbest laktik asit elde edilir. Elde edilen ham ürün, çözücülerle, buhar destilasyonu ile, esterleştirilip hidroliz edilmekle saflaştırılır.
Laktik asit, peynir suyunda, peygamberçiçeğinde, afyonda, daha başka birçok bitkide ve hayvanların organlarında bulunur. Lahana ve hıyar turşularına özel lezzeti veren, laktik asittir. Kasların hareketleri sonucu kaslarda laktik asit birikimi olur. Bu birikim yeterli oksijenin olmayışından ileri gelir.
Laktik asit, eczâcılıkta, damla veya şurup şeklinde kullanılır. Çocuklardaki yeşil ishale karşı kullanılır. Antibiyotik tedâvisinden sonra barsak florasını düzeltmek için kullanılır. Tıpta kalsiyum laktat olarak da kullanılır.
Laktik asidin biyolojisi: Glikozun enerji meydana getirmek üzere Anaerobik durumda (O2’siz), prüvik asit (CH3CO.COOH) üzerinden yakılmasından Laktik Asit meydana gelir. Bu olaya da glikoliz denir. Glikolizde O2 gerekmez. O2 verilince glikoliz olayı durur. Fakat bu yoldan çok az enerji elde edilir. Yine de kas faaliyeti için gerekli enerji bu yoldan sağlanır.
Buna göre glikoliz, glikoneojenezle geri dönebilen bir olaydır, aynı olayın gidişi ve geriye dönüşü bir devridâim düşündürür. Glikoliz, glikozun laktik aside bir sürü ara maddeler üzerinden dönüştüğü, basamak basamak biokimyasal reaksiyonlardan biridir.
Bu reaksiyon, aynı ara maddeler üzerinden tekrar geriye dönebildiği zaman bir glikoliz devridâimi söz konusu olur. Olaylar şöyledir:
1. Fosforillenmiş glikoz (fosforillenmiş früktozlar üzerinden) iki fosforillenmiş trioz (gliseraldehid fosfat, dihidroksi aseton fosfat)a yakılır: C6 ® C3.
2. Fosforillenmiş glikoz (fosfo-gliserik asit üzerinden: pirüvik aside döner: C3 ® C3.
3. Pirüvik asit de indirgeme ile laktik aside çevrilir.
4. Laktik asit de tekrar pirüvik asit ve öbür 3 ve 6 karbonlu maddeler üzerinden glikoza dönebilir: 2C3 ® C6.
Böylelikle, bir glikoliz devridâimi çizilmiş olur: Glikoz ® Pirüvik asit ® Laktik asit.
LAKTOZ
(Süt şekeri);
Alm. Laktose (f), Milchzucker (m), Fr. Lactose, İng. Lactose. Tabiatta yalnız sütte bulunan süt şekeri de denilen bir disakkarit. Sütün en önemli karbonhidratıdır. Sütün aromasında önemli bir payı bulunmaktadır.
Glikoz ve galaktozdan meydana gelmiş bir disakkarit olan laktozun, inek sütündeki oranı ortalama % 4,8, anne sütünde % 7’dir. Koyun sütünde % 4,6, keçi sütünde de ortalama % 4,0 oranında yer alır.
Laktoz
, mineral maddeler ile birlikte ozmotik sisteme iştirak ettiği için, bu süt bileşeninin oranı sütte pek fazla değişiklik göstermektedir. Meme rahatsızlıklarında, elde edilen sütteki
laktoz
oranı az veya çok oranda düşüş göstermektedir. Kolestrum sütünde ilk gün yine oldukça düşük bulunmaktadır.
Laktozun tatlılık derecesi nisbî olarak düşük bulunmakta, şâyet sakkarozun tatlılık derecesi % 100 olarak ifade edilirse,
laktoz
% 27’lik bir değer göstermektedir.
Laktoz
, suda ağır çözündüğü için dil üzerinde kumumsu bir his uyandırmaktadır. Kefir ve kımız bakterilerinin enzimleri, laktozu kullanarak bir alkol fermantasyonu meydana getirirler. Bunun için ekşi süt mâmülü kefir ve kımız bir miktar alkol ihtivâ ederler. Asıl olarak sütün laktozu, süt asidi bakterileri tarafından fermantasyona uğratılır ve süt asidine dönüştürülür. Sütün ekşimesinin ve yoğurt yapımının esâsını bu husus teşkil etmektedir.
Laktozun, alkole mayalanmaya, diğer şekerler kadar kolay uğramaması çocuk beslenmesinde önemlidir. Daha az barsak bozuklukları olmasına yardım eder.
Laktoz
ancak kuvvetli asitlerle hidroliz olur, glikoz ve galaktoza ayrılır. Limon asidi ve diğer zayıf asitler laktoza etki etmezler. Asitlerle laktozun hidrolizi sakkarozunkinden çok daha yavaş seyreder. Bunun sonucu sindirimi de yavaştır. Bu şekilde barsakta daha uzun zaman kalabilen
laktoz
, hafif asidik bir ortam sağlar. Bu asitlik kalsiyumun daha çok emilmesine yardım eder. Gaz ve nisbeten zehirli maddeler vererek ayrışan bâzı cins proteinler bu parçalanmayı önler.
Laktoz
, yağ metabolizması üzerine etki etmektedir. Karaciğerde yağ birikmesini önlemekte veya önemli ölçüde karaciğer yağını azaltmaktadır. Laktozun arteriosklerozun önlenmesinde muhtemelen hisse sâhibi olduğu tahmin edilmektedir. Laktozun ayrıca B-kompleksi vitaminlerinin sentezinde teşvik edici etkide bulunduğu araştırmalar sonucu anlaşılmıştır.
Anne sütü, inek sütünden önemli derecede yüksek oranda
laktoz
ihtivâ ettiği için, adapte edilmiş süt, yâni çocuğa verilecek inek sütü laktozca zenginleştirilmelidir. Başka şekerler de ilâve edilir. Ancak
laktoz
formunda bir ilâve, bebeğin metabolizmasında avantajlar sağlamaktadır.