Nasıl Aranır?
Nasıl Aranır?
İçindekiler
İçindekiler
Sonraki sayfa
Sonraki sayfa
Önceki sayfa
Önceki sayfa
Sonraki isabet
Sonraki İsabet
Önceki isabet
Önceki İsabet
Bu kitabı ara
Ara
Ana Sayfa
Ana Sayfa


78 — Kabrinde, bilmediğimiz bir hayât ile diridir. Kabrinde Kur’ân-ı kerîm okur, nemâz kılar. Bütün Peygamberler de “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” böyledir.

79 — Dünyânın her yerinde Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” salevât okuyan müslimânları işiten melekler, kabrine gelip haber verirler.Kabrini hergün binlerce melek ziyâret eder.

80 — Ümmetinin amelleri ve ibâdetleri her sabâh ve akşam kendisine gösterilir. Bunları yapanları da görür. Günâh işliyenlerin afv olması için düâ eder.

81 — Kabrini ziyâret etmek, kadınlara da müstehâbdır.Başka kabrleri ise, yalnız tenhâ zemânlarda ziyâret etmeleri câizdir.

82 — Diri iken olduğu gibi, vefâtından sonra da, dünyânın her yerinde, her zemân Ona tevessül edenlerin, ya’nî Onun hâtırı ve hurmeti için istiyenlerin düâsını Allahü teâlâ kabûl eder. Bir köylü, türbesi yanına gelip, (Yâ Rabbî! Köle âzâd etmeği emr etdin. Bu senin Peygamberindir. Ben de, kölelerinden biriyim. Peygamberinin hâtırı için, Beni Cehennem ateşinden âzâd et!)dedi. (Ey kulum! Niçin yalnız kendinin âzâd olmasını istedin?Bütün kullarımın âzâd olmalarını niçin istemedin?Haydi git! Seni Cehennemden âzâd etdim) sesi işitildi.

Evliyânın meşhûrlarından Hâtim-i Esam[1], Resûlullahın türbesinin yanında durup, (Yâ Rabbî! Peygamberinin kabrini ziyâret etdim. Beni, eli boş olarak çevirme!)dedi. (Ey kulum! Habîbimin kabrini ziyâret etmeni kabûl etdim.Seni ve seninle berâber ziyâret edenleri mağfiret etdim) sesi işitildi.

İmâm-ı Ahmed Kastalânî “rahmetullahi aleyh” diyor ki, birkaç sene hastalık çekdim. Doktorlar çâresini bulamadı. Mekkede bir gece Resûlullaha çok yalvardım. O gece rü’yâda bir kimse gördüm. Elindeki kâğıdda, (Burada Ahmed Kastalânînin hastalığı için,Resûlullahın izni ile ilâcı yazılmışdır)okudum. Uyandığımda hastalığım kalmamışdı.

Kastalânî yine diyor ki, bir kızcağız sârâ hastalığına yakalanmışdı. İyi olması için Resûlullaha çok yalvardım.Rü’yâmda bir kimse, kızcağızı hasta yapan cinnîyi bana getirdi. Bunu sana Resûlullah gönderdi dedi. Cinnîye darıldım, bağırdım. Kızcağızı incitmiyeceği için bana yemîn verdi, uyandım.Kızcağızın sârâ hastalığından kurtulduğunu haber aldım.

83 — Kabrden ilk önce Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” kalkacakdır. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacakdır. Burak üzerinde mahşer [toplantı] yerine gidecekdir. Elinde (livâ-ül-hamd)denilen bayrak olacakdır.Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracakdır.Hepsi, bin sene beklemekden, çok sıkılacaklardır. Önce Âdem, sonra Nûh, sonra İbrâhîm ve Mûsâ ve Îsâ peygamberlere “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” gidip, hesâba başlanması için şefâ’at etmelerini dileyeceklerdir.Her biri, birer özr bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını, korkduklarını söyliyecekler, şefâ’at edemiyeceklerdir. Sonra,Resûlullaha gelip yalvaracaklardır. Secde edip, düâ edecek ve şefâ’ati kabûl olacakdır. Önce, Onun ümmetinin hesâbı görülecek, önce sırâtdan geçecekler ve Cennete gireceklerdir.Her gitdiği yeri nûrlandıracaklardır. Fâtıma “radıyallahü anhâ” sırâtdan geçerken (Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselâmın kızı geliyor) denecekdir.

84 — Beş yerde şefâ’at edecekdir.

Birincisi (Makâm-ı Mahmûd) denilen şefâ’atı ile, bütün insanları mahşerde beklemek azâbından kurtaracakdır.

İkincisi, şefâ’atı ile, çok kimseyi hesâbsız Cennete sokacakdır.

Üçüncüsü, günâhı çok olan mü’minleri Cehennemden çıkaracakdır.

Dördüncüsü, sevâbı ve günâhı müsâvî olup, (A’râf) denilen yerde bekliyenlerin Cennete gitmelerine şefâ’at edecekdir.

Beşincisi, Cennetde olanların derecelerinin yükselmesine şefâ’at edecekdir.Şefâ’at ile hesâbdan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefâ’atleri ile de, yetmişer bin kişi hesâbsız Cennete gireceklerdir.

85 — Hadîs-i kudsîde, (Sen olmasaydın, hiçbirşeyi yaratmazdım) buyuruldu.

86 — Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Cennetde bulunduğu makâmın ismi (Vesîle)dir. Burası Cennetin en yüksek derecesidir. Cennetde bulunan herkese birer dalı yetişecek olan (Sidret-ül-müntehâ) ağacının kökü oradadır. Cennetdekilere her ni’met, bu dallardan gelecekdir.

Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da, ibret al!
Şu direksiz kubbe-i semâya bak da, ibret al!
Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyânın kudretin,
her sabâh, seher vakti, dünyâya bak da ibret al!

Pâdişâh olsan da, derler “er kişi niyyetine”,
Var, musallada yatan mevtâya bak da, ibret al!
Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakîr,
varlığa mağrur olan, mecnûn değil de, yâ nedir?

Sonraki